Sene 2013, yazın başına doğru askerlik görevimi bitirmiş sivil hayata geçiş dönemimi tamamlıyorken eşim Nana da, o zamanlar daha evli değildik, İngilizce için gittiği Malta’dan İstanbul’a yanıma dönüş yapmıştı. Daha sonra Japonya’ya, Nana’nın ailesi ile daha doğrusu babası ile tanışmak için Japonya’ya seyahat planı yapıyorduk. Nana’nın Malta’da tanıştığı Koreli arkadaşları internetten beni Güney Kore’ye davet ediyorlardı. Biz de Güney Kore de Türk Vatandaşları’ndan vize istemediği için bir taşla iki kuş vuralım diyerek Japonya’ya giderken yol üzerindeki Güney Kore’ye de uğrayalım dedik ve uçak biletlerini Kore Havayolları (Korean Air)’ndan Seul’de 3 gece konaklayıp ardından Japonya’ya uçacak şekilde aldık.

kore-seul-arkadas
Oncesinde beni Seul’e davet eden ve Seulde rehberlik yapan Kyung

Öncesinde gezip görmek istediğim yerleri liste yapıp Nana’nın arkadaşına Kyung’a gönderdim O da sağolsun listeye ve güzergahlara göre 4 günlük bir plan hazırlamıştı. Kore’ye indiğimizde rehberimiz hazırdı yani. Bir de daha önce de belirttiğim gibi bilgisayarımın sabit diskinin bozulması nedeniyle 2013 yılında yaptığım Kore ve Japonya gezilerimde çektiğim resimlerin tamamı buhar oldu. Neyseki bazı resimleri Facebook hesabımda paylaşmıştım ki bu yazıda o resimleri kullanacağım.

Güney Kore Yemekleri

Kore Havayolları ile bir kere uçuş yaptım o da Güney Kore’ye gittiğimiz zamandı, koltukları rahattı, usb girişleri dışında koltukların altında priz dahi bulunmaktaydı. Laptop ve telefonların şarj sıkıntısı olmamıştı o sayede. Bir de hostesler çok güzeldi onu unutmuyorum 🙂 Uçuş öncesinde ise yemek konusu canımı sıkmaktaydı çünkü internetten baktığım kadarıyla görünüş olarak pek de bize uygun yemekler gibi görünmüyordu. Uçakta ne yemek istediğimizi söylemeye gelince Nana’nın tavsiyesi ile Korelilerin çok sevdiği Bibimbap yemeğinden almaya karar verdim sırf artislik olsun diye fakat yerken baya zorlanmıştım hatta bitirememiştim. Güney Kore’ye vardıktan sonra da yemek konusu benim için hep problem olmuştu doğru dürüst sevdiğim ‘Oo bu güzelmiş lan’ diyebileceğim bir yemek olmadı malesef. Yemekler hep ağır bir kokuya sahipti, hatta lokantaların önünden geçerken kapı açılınca içeriden gelen koku yüzüme tokat atıyordu resmen. Sos ve sarımsağı bol kullanıyorlarmış yemeklerde, bir de soğanı. Yalnız Koreliler’in en çok tükettikleri ve sevdikleri yemeklerden biri olan kimchi vardı bir de. Bizdeki bildiğiniz lahana turşusuna çok benziyor, sanırım en beğendiğim yiyecek oydu Güney Kore’deyken.

Güney Kore Vize Kontrolü

Güney Kore ve Japonya gelişmiş ülkeler içinde Türkler’den vize istemeyen ender ülkelerden ki, başka da yok sanırım; bunda tarih boyunca aramızda bir husumet ve politik sürtüşme olmaması en büyük etken olsa gerek. Yani gidiş dönüş uçak biletiniz ve kalacağınız adresi gösterebileceğiniz belgeler olduktan sonra Güney Kore’ye girişte bir sıkıntı yaşayacağınızı sanmıyorum. Ben pasaport kontrolünde hiçbir zorluk yaşamamıştım sorgu sual ile karşılaşmadan direk pasaportum damgalanıp kabul edilmiştim. Biletinizi alıp vize stresi yaşamadan rahatlıkla gidebileceğiniz ender gelişmiş ülkelerden biri Güney Kore. Güney Kore ile sıcak ve samimi ilişkilerimizin olması bildiğiniz üzere Kore Savaşı’nda verdiğimiz ortak mücadeleye dayanıyor fakat tarih boyunca hiç savaşmamış olmamız hatta kullandığımız dillerin aynı dil ailesine (Altay) dayanıyor olmasının da bu karşılıklı sıkı ve samimi ilişkilerde bir etkisi vardır. Gerçi Korece’nin Altay dillerine dahil olduğu şuan tartışmalı durumdaymış yani kesin olarak doğrulanabilecek bir bilgi değil.

İncheon Uluslararası Havalimanı

İstanbul’dan kalkan Seul uçaklarının indiği İncheon Uluslararası Havalimanı Güney Kore’nin en büyük havalimanı, bir çok kez dünyanın en iyi havalimanı seçilmiş. İçerisi oldukça büyük, aktarmalı yolcuların vakit öldürebileceği golf alanı, buz hokeyi pisti, kumarhane ve sinema gibi bölümler bulunmakta. Ayrıca 1 saatten 5 saate kadar uzunlukta ücretsiz şehir turları da yapılmakta. Sizi havalimanından alıp gezdirip tekrar geri getiriyorlar. Tabi bu ücretsiz turlar aktarmalı yolcular için düzenlendiğinden tura katılmak için uçuş biletlerinizi göstermeniz gerekiyor. Ücretsiz turlar hakkında detaylı bilgiyi buradan öğrenebilirsiniz. Seul aktarmalı olarak uçuş yapacaklar için çok güzel bir imkan. Bir de havalimanı içerisinde belirli saatlerde geleneksel kıyafetleri ile eski kraliyet alayı yürüyüşü yapılıyor.

incheon havalimaninda kore kraliyet alayi
Incheon Havalimaninda Kore Kraliyet Alayi

İncheon Havalimanı’ndan şehir merkezine ulaşım için de ekonomik seçenek olarak bir çok otobüs ve metro seferleri var. Bizim kaldığımız hotel Insadong‘daydı ve oradan geçen 6002 nolu otobüse binmiştik. Konaklamak için Insadong’u tavsiye edebilirim hem merkezi bir yer hem metro ve otobüs duraklarına yakın. Havalimanından ulaşım ile ilgili detaylı bildiler için de buraya ve buraya bakabilirsiniz. Otobüsten indikten sonra şöyle etrafı süzünce yüksek devasa binalar hemen dikkati çekiyor bir de sıcak hava, tabi 2013’ün temmuz sonu gibi gitmiştik dolayısı ile nemli ve sıcak bir hava karşılamıştı bizi Güney Kore’de. Türkiye’den daha sıcaktı.

Genel Olarak Seul Hakkında

Seul şehri ilk defa MÖ 18. yüzyılda Baekjek Krallığı tarafından başkent olarak seçilmiş ve daha sonra 1394 yılından itibaren Joseon Hanedanlığı‘nın da başkentliğini yapmış ta ki 1910 yılında Japonlar şehri ele geçirene kadar. Joseon Hanedanlığı’nın kurulmasından sonra 1400lerin başında 100.000 civarı nüfusu ile şehir gelişip büyümeye başlamış. 1945 yılında Japon işgalinden kurtulup 1953 yılında Kore Savaşı’nın bitmesi ile birlikte tekrar başkentlik yapmaya devam etmiş. Seul’un kelime anlamı ise Korece’de ‘başkent’ anlamına gelmekteymiş. Ayrıca 35 yıl başka bir ülkenin boyunduruğu altında kalmasının üstüne bir de iç savaş yaşayıp ikiye ayrıldıktan sonra Güney Kore`nin çok kısa bir sürede ekonomik ve teknolojik potansiyel olarak dünyanın üst sıradaki ülkeleri arasına girmesi bizim için imrenilecek bir şey. Şehrin merkezi nüfusu 10 milyon üzerinde fakat metropol alanı olarak etrafındaki uydu kentleri de kapsayınca 25 milyon civarı nüfusu oluyor. Güney Kore’nin yarısı bu bölgede yaşıyor yani.

Insadong Caddesi

Havalimanından çıktıktan sonra bindiğimiz otobüsten Jongno’da inip ana cadde üzerindeki bir kahve dükkanında oturarak beklemeye başlamıştık, Nana’nın arkadaşları bizi bulunduğumuz yerden aldıktan sonra gezmeye başladık. İlk olarak bagajları hotele teslim edip İnsadong’un sokakları arasında yürümeye başladık. Araçlara kapalı olan İnsadong Caddesi üzerinde bir çok sanat mağazaları, galeriler, restaurantlar, cafeler ve sokak yemeklerinin satıldığı dükkanlar var. Alışveriş yapmak için ideal bir yer, hediyelik ya da hatıra olarak bir çok şey bulabilirsiniz burada. Hatta burada dolaşırken bir de türk dondurmacısına denk gelmiştik, dışında Türk Bayrağı vardı içeride ise Koreli birisi çalışıyordu. Dondurmamızın şanının binlerce km öteye ulaştığını görünce içim bir hoş olmuştu yalan yok.

korede turk dondurmasi
Insadongda Turk dondurmasi

İnsadong Caddesi üzerinde bir de Kore dondurmacısı vardı ki oldukça enterasan külahları vardı. Aşağıdaki resimde gördüğünüz sarı şeyleri külah olarak kullanıyorlar ve içlerine makineden dondurma dolduruyorlar 🙂

kore usulu dondurma kulahi
Guney Kore usulu dondurma kulahi

Yine aynı cadde üzerinde bizim pişmaniyeye benzeyen bir tür tatlı satılan yere uğramıştık. İki tane eleman çalışıyordu ve yarı İngilizce yarı Korece oldukça eğlenceli sunumları vardı 🙂 Aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz. Yaptıkları tatlının adı Kkul tarae, eski bir Kore tatlısıymış. Başlangıçta baldan yapılmış sert bir malzemeyi kullanıyorlar. Önce ortasından delik açıp sonra mısır ununa bulayarak gerdirip ikiye katlayarak halkalar oluşturuyorlar ve toplamda 16384 halka yapana kadar aynı işlemi tekrarlıyorlar. Daha sonra kesip içini malzemeleri ile doldurup o ince halkalar ile sarıyorlar ve bizim pişmaniyeye benzer bir ürün ortaya çıkıyor.

İnsadong Caddesi’nin hemen üzerinde Ssamziegil Alışveriş Merkezi var bir de. Dört katlı alışveriş merkezini zeminden itibaren dış cephe kısmındaki balkondan yürüyerek çatısındaki Sky Garden denilen alana kadar gezebiliyorsunuz. İçerisinde cafeler, çay evleri, restaurantlar, butik mağazalar, kitapçılar, sanat ürünleri satılan mağazalar vs 70 civarı küçük dükkan bulunmakta.

ssamziegil alisveris merkezi
Ssamziegil Alisveris Merkezi
seul-insadong-alisveris-merkezi
Ssamziegil in catisi Sky Gardenda Nana ve Koreli arkadasları Yumi, Kyung

Bu arada Insadong Caddesi üzerinde bir sürü kozmetik mağazası var, çalışanların bazıları mağaza önlerinde bağırarak içeriye müşteri çekmeye çalışıyorlar. Hatta hediye olarak pet şişede kore çaylarından da veriyorlardı. Koreliler’e bakınca hepsi bir bakımlı ve güzel görünüyordu lakin kozmetik ürünlere çok düşkün oldukları için yüzleri çok beyaz ve sanki cilalanmış gibi parlıyor. Hatta erkekler bile kızlar gibi yüzlerine türlü türlü kremler sürüyor. Bir kaç tane kozmetik mağazasına girdik içeride kadınlar kadar erkekler için de çeşit çeşit bir çok ürün vardı.

Bukchon Hanok Köyü

İnsadong’da gezdikten sonra Nana’nın diğer arkadaşları da bize katıldılar ve yürüme mesafesindeki Bukchon Hanok Köyü‘ne doğru gittik. Burası eski tip Kore evlerinin bulunduğu 600 yıllık tarihi olan şuan koruma altındaki eski bir yerleşim yeri. Şehrin merkezinde olmasına rağmen evlerin arasında dolaşırken gürültü patırtı duymuyorsunuz. Yukarıya kadar çıktıktan sonra arkanıza bakınca güzel bir manzara elde ediyorsunuz. Burada çektiğim resimlerden elimde kalan hiç olmadığı için ilgili görsel ekleyemiyorum malesef.

bukchon hanok koyunda nana ve arkadaslari
Bukchon Hanok Koyunde Nana ve arkadaslari

Evlerin arasında dolaştıktan sonra akşam yemeği için Hanok Köyü içindeki eski usül bir lokantaya girdik. Yemekler geldi ve yedim fakat çok da hoşuma gitti dersem yalan söylemiş olacağım ki bir tek kimchi yi beğenmiştim hani yanında ekmek olsa ikisini götürürdüm sadece 🙂 Yemeklerin isimlerini hatırlayamıyorum fakat genel olarak tavuk eti, sığır eti, pilav ve yosun çorbasından oluşan bir menü seçtiğimizi hatırlıyorum bizim yemeklerimize yakın olsun diye. Sanırım ilk defa yurtdışına çıktığım ve yabancı bir kültürü deneyimlediğim için bu kadar zorlanmıştım yemek olayında.

korede ilk yemek
Korede ilk yemeğimiz

Gwanhwamun Meydanı

Akşam yemeğini yedikten sonra Seul’de görülmesi gereken en önemli yerlerden biri olan Gwanhwamun Meydanı‘na gittik. Meydan alanı her iki yanında trafik akan uzunlamasına bir yürüyüş yolu ve bir ucunda Kore’nin efsane komutanlarından Amiral Yi Sun Shin‘in heykeli var. Komutanlık ettiği deniz savaşlarının hiçbirini kaybetmemiş özellikle Japonlar’a karşı büyük zaferler kazanmış. Kaplumbağadan esinlenerek tasarladığı savaş gemilerinin bu zaferlerinde etkisi büyükmüş. Bu geminin üst kısmında koruyucu bir zırh varmış, ön kısmında da içinden top atışı yapılan bir ejderha kafası bulunmakta. Geminin içindeki askerler yanlardan ve arka taraftan ok ve top atışları yapabiliyorlar ayrıca geminin üst kısmındaki zırhlı alanda keskin bıçaklar bulunmaktaymıış. Geminin üstüne düşman askerlerinin zıplamasını ve içerideki askerleri öldürmelerini önlemek için. Myeongnyang Deniz Savaşı‘nda Amiral Yi Sun Shin, Japon donanmasının 330 (kaynaklara göre sayı değişiyor) savaş gemisine karşılık 13 gemisi ile savaşmış ve savaş gemilerinden hiç birini kaybetmeden savaşı kazanmış. Yi Sun Shin’in ve bu deniz savaşının konu alındığı Güney Kore yapımı Myeong-ryang filmini izlemenizi tavsiye ederim.

amiral yi sun shin
Amiral Yi Sun Shin heykeli ve onunde kaplumbaga gemi modeli

Gwanhwamun Meydanı’nda biraz daha ilerleyince Kore’nin eski krallarından Büyük Kral Sejong‘un bronz bir heykeli var. Elinde bir kitapla kibarca gülümseyerek tahtında oturan Kral Sejong’un saltanatı döneminde Kore bilim, kültür, sanat ve tarım alanlarında o zamana kadarki en büyük gelişimini yaşamış. Kore’nin alfabe sistemi olan Hangıl‘ı oluşturtmuş. Koreliler daha önceleri Çin alfabesi kullanmaktalarmış fakat bu alfabe sisteminin zorluğu nedeniyle Kral Sejong kendi kültürlerine uygun bir alfabe sistemi oluşturulmasını istemiş ve böylece 1443 yılında Hangıl ortaya çıkmış. Çiftçiler için yağmur ölçer ve güneş takvimi oluşturtmuş. Sejong’un geliştirttiği bu güneş takvimi, yağmur ölçer ile bir gökküre modeli heykelinin önünde bulunmakta.

kral sejong heykeli gwanghwamun meydani
Kral Sejong heykeli Gwanghwamun Meydani

Ayrıca hem Kral Sejong hem de Amiral Yi Sun Shin heykellerinin altında kendileri ile ilgili birer müze bulunmakta. İçeri girişler ücretsiz ve Kaplumbağa Gemi’sinin büyük bir modelini bu müzede görüp içinde dolaşabiliyorsunuz. Gwanhwamun Meydanı’nın diğer ucunda da 1395 yılında Joseon Hanedanlığı döneminin başında ana saray olarak inşa edilen Gyeongbokgung Sarayı bulunmakta.

gyeongbokgung sarayi
Gyeongbokgung Sarayi giris kismi Nana ve arkadaslari ile beraber

Gwanghwamun Meydanı’ndan ayrıldıktan sonra hep beraber Cheonggyecheon Nehri’ne gittik, burada nehir kenarında insanların oturup dinlenebileceği uzun bir alan vardı. Küçük bir nehir olan Cheonggyecheon’un üzerinden geçen bir köprü var ve bu köprünün altında ve etrafında genellikle gençler oturmuş kimisi ayaklarını suya sokuyor kimileri gitar çalarak kendi hallerinde eğleniyorlardı. Biz de burada oturup tteok bokki yiyerek biraz muhabbet edip Güney Kore’deki ilk günümüzü tamamlamıştık.

Bu arada komik bir anımı da paylaşayım, ilk gece otele döndükten sonra ben sigara içmek için elime bir fincan kahve alıp otelin önüne çıkıp yol kenarında dikilmeye başlamıştım. Karşı tarafımda büyük bir bina vardı ve önünde iki kişi sohbet ederken beni farkedip bana doğru bakmaya başladılar. Daha sonra biri arabaya binip uzaklaştı diğeri de yavaş yavaş yanıma doğru gelip;
-Sigaran var mı? diye sordu. Ben biraz şaşırıp bir tane sigara verdikten sonra sigarayı yakıp bana bakarak:
-Gay misin? diye sordu, ben bir an ‘noluyo amk’ diye afalladım ve:
-Yoo değilim, sen gay misin? diye sordum 🙂 O da
-Evet gayim diye cevapladı ben de bu cevap üstüne ne söylemem gerektiğini bilemeyerek biraz da yaşadığım şaşkınlıktan
-Hmm iyi güzel dedim. 🙂
Türkiye’de böyle bir durum olsa kesin kavga çıkardı 🙂 Daha sonra derin bir sohbete başladık nereli olduğumu, nereden geldiğimi kaç gün Kore’de kalacağımı falan sordu. 10 sene kadar önce İstanbul’a gezmeye geldiğini çok beğendiğini, Türkleri sevdiğini söylemişti sonra benim kız arkadaşımla Kore’ye geldiğimi öğrenince bana neden gay misin diye sorduğunu açıklaması gerektiğini düşündü sanırım şunları söyledi:
-Bu karşıdaki bina var ya orada sinema var, eşcinsellere özel filmler oluyor. Bu bölgede genelde eşcinseller takıldığı için sende bu otelde kalınca onun için sordum gay misin diye dedi. 🙂
Meğerse bizim kaldığımız hotel, love hotel denilen konseptteki otellerdenmiş. Love hotel konseptinin ne olduğunu da bilmezdim o zamanlar 🙂 Ben de otel için ‘ne enterasan rengarenk hotel amk’ diye düşünüyordum 🙂 Güney Kore’ye gelmeden önce Nana’nın arkadaşına demiştik bizim için çok pahalı olmayan ama merkezi yerde olan bir hotel seçip rezervasyon yapın diye, O da sağolsun o yüzden bu hoteli seçmiş ama aklına benim böyle bir anıya sahip olacağım gelmemiştir tabii ki 🙂 Ertesi gün Onlar’a bu olayı aktardığımda baya eğlenmişlerdi. Bu arada kaldığımız hotel buydu ilgilienenler, kalmak isteyenler olursa diye ekliyorum onu da 🙂

Seul’de 2. Gün

Güney Kore’deki ikinci günün sabahı benim için bir şoktu 🙂 Sabah tekrar Kyung ile buluşup kahvaltı yapmaya gittik ve gittiğimiz restoranda kahvaltı olarak önüme verilen şey resimdeki yemeklerdi.

guney kore kahvalti
Güney Kore’deki ilk kahvaltim

Ben içimden ‘ya yanlışlık var galiba bu olsa olsa öğle yemeği olur yaa’ diye düşünürken Onlar yemeğe başlamışlardı bile. Kore sushisi gimbap ve noddle çorbası ile sağ tarafta küçük kaptaki Koreliler’in turşusu kimchiden oluşan bir kahvaltıydı.

Myeongdong Sokaklari

myeongdong-caddesi
Myeongdong Caddesi

Kahvaltı’dan sonra Seul’deki popüler yerlerden bir diğeri Myeongdong‘a gittik. Myeongdong’da bir sürü alışveriş mağazası, var giyim üzerine Forever21 diye bir mağaza vardı hatırladığım güzel ve çok pahalı olmayan elbiseler vardı genelde gittiğim yerlerden hatıra olarak bir elbise alıyorum Kore’de de Forever21 dan elbise almıştım çok pahalı değildi tavsiye ederim. Ayrıca sokaklarda dolaşırken bir tane seyyar dönerci de görmüştüm, döneri tıpkı bizim tavuk dönerler gibiydi fakat yapanlar Türk değil Koreli’ydi. Döneri de bıçak yerine makine ile kesiyorlardı.

seul myeongdong doner
Myeongdongdaki tavuk donerci

Hanbok – Geleneksel Kore Kıyafetleri

Myeongdong’da, Kore Kültürü’nün tanıtımı için kurulmuş bir kültür merkezi bulunmakta ve burada Hanbok adı verilen geleneksel kore kıyafetlerini ücretsiz olarak giyip resim çekilebilirsiniz. Telefon ya da mail ile rezervasyon kabul etmiyorlar, oraya gidip isminizi yazdırmanız sıra varsa beklemeniz gerekiyor. Resimleri oranın fotoğrafçısından çektirirseniz ücret ödemeniz gerekiyor fakat kendi kamera yada telefonunuzla resim çekildiğiniz takdirde ücret ödemeniz gerekmiyordu.Biz gittiğimizde kalabalık yoktu ismimizi yazdırdıktan sonra elbiseleri denemeden önce bizi başka bir odaya alıp orada geleneksel Kore kıyafetlerinin küçük modellerini yaptırdılar.

myeongdand kultur merkezi

Ardından elbiseleri denemek için salona geçtik, bir sürü elbise çeşidi vardı elbiseyi giyerken size yardımcı oluyorlar nasıl giymeniz gerektiği ile ilgili ve elbiseler hakkında bilgiler de veriyorlar.

geleneksel kore kiyafetleri
Geleneksel Kore Kiıyafetleri ile

Resimlerde önümüzdeki masanın üzerinde duran ördeklerin de bir anlamı var. Ördeklerin birbirine bakıyor olması çiftin mutlu, mesut olduğunu simgeliyormuş. Eğer çiftlerden birisi kızar veya küser ise ördeklerden birini ters yöne çeviriyor ve diğer çift bunu görünce aralarında bir problem olduğunu anlıyormuş. Kore’deki eski trip atma yöntemlerinden biri yani 🙂 Seul’e gidecek olup Kore kıyafetlerini denemek isteyenler buradan kültür merkezinin sitesini ziyaret ederek detayları öğrenebilirler.

Seul Kulesi – Namsan Park

Ardından Kyung ile ayrılıp rotamızın diğer durağı olan Namsan Parkı‘na doğru gittik. Namsan Dağı’nda kurulu olan parkın içi ağaçlarla kaplı ve oldukça sakin yürüyüş için çok güzel bir yer. Tepeye kadar ulaşmak için dilerseniz teleferiğe binebilirsiniz, dönerken de park içinden yürüyerek aşağıya doğru inebilirsiniz.

seul kulesi teleferik
Teleferik ile Seul Kulesi

243 metrelik Namsan Dağı’nın tepesine kadar yürüdüğünüz zaman harika bir Seul manzarası ayaklarınızın altında yer alıyor. Özellikle akşam vakti buraya çıkarsanız Seul’un manzarası ayrı bir güzel olacaktır.

seul tower
Seul Kulesi’nden Seul manzarasi

Ayrıca yanınızda kilit de getirip üzerine kendi isminiz ile sevdiğinizin ismini yazıp aşkınızı buradaki demirlere kilitleyebilirsiniz. Buraya çıkan çiftlerin hepsi böyle yapıyormuş, biz de genelde türbelere yapılır böyle muameleler.

namsan park kilitler
Ziyaretcilerin bıraktıkları kilitler

Kyung bize bir zarf verip ‘Bunu Park’ın tepesine çıktığınız zaman açın’ demişti. Biz de o zaman anlamıştık ne için olduğunu. Zaten kilitlenmiş olan kilitlerden dolayı demirler görünmüyor, herhalde belirli zamanlarda bütün bu kilitleri bir şekilde topluyorlardır, gezerken kilitleri görünce kafama bu takılmıştı 🙂 ‘Lan bu kilitleri nasıl temizleyecekler acaba?’

seul kulesi onu
Seul Kulesi onu

Dağın tepesinde 1969 yılında radyo ve tv yayınları yayması için kurulan Seul Kulesi (Seul Tower) bulunmakta. Bugün tam bir turistik mekan halini alan 236 metre yüksekliğindeki Seul Tower’ın üstüne çıktığınız zaman 480 metreden Seul’u kuşbakışı görebiliyorsunuz. Kulenin tepesinde dönen bir restorant, hediyelik eşya mağazası ve cafe bulunmakta. Seul’e karşı bir kahve içmeden dönmeyin inmeyin derim.

seul kulesi guney kore
Seul Kulesi

Seul’deki ilk iki günümüz bu şekilde geçmişti, ertesi gün Joseon Hanedanlığı’nın önemli saraylarından Changdeokgung Sarayı‘nı gezisi, Gangnam’da gittiğimiz gece kulübü ve geceyi geçirdiğimiz sauna ile ilgili yazımı buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

4 YORUMLAR

  1. Seoul’ü kendi ülkem gibi seviyorum ve bir gün yakın arkadaşımla Güney Kore nüfusuna geçmeyi planlıyoruz. aydınlatmış olduğunuz için teşekkür ederimm. güzel yazıyorsunuz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here